MERHABA :)

PIRILTI, SEVDİĞİNİZİN GÖZÜNDE, GECE GÖKYÜZÜNDE, DOLUNAYDA DENİZ ÜZERİNDE, GÜNDÜZ GÜNEŞİN KOLLARINDA, RÜZGARLI BİR KOYDA ÇIRPINTILAR ARASINDA. GÖRMEK İSTEDİĞİNİZ HER YERDE...

İşte bu pırıltı bana hep yaşama sevinci vermiştir. Yaşama sevincimi sizlerle paylaşmak için "Pırıltı"yı oluşturmaya karar verdim. Keyif almanızı ve yaşama sevincinizin daim olmasını dilerim.
Sevgilerimle,

Duygu

"Dış güzellik iç güzelliğin görünen kısmıdır. Her insan gözlerindeki pırıltıda kendini belli eder..." Paulo Coelho

23 Kasım 2011 Çarşamba

GÖKYÜZÜNE BAKMAYI UNUTMA!

İlkbaharın sıcak günlerini yaşadığımız günlerde sabahları kuşların cıvıltısını duymak, güneş ışınlarının capcanlı ışımasını görmek için daha erken kalkmak istiyor insan. Güneşin doğuşunu izlemek nasıl da heyecan verici bir his. Yavaş yavaş ufkun arkasından önce ışıklarını gönderiyor yaşam kaynağımız güneş. Sonra kendine güzel bir yer hazırlıyor ve gelip kuruluyor tahtına; “dünyanın hükümdarı benim” der gibi.
Pırıl pırıl pırıldıyor. Neşe katıyor hayatımıza. Hele bir de, kırlara doğru yol aldığınızda çeşit çeşit otların, çiçeklerin kokusunu hissedersiniz. O kokuyu duymak insana yaşadığını hissettirir. Saatlerce orada kalmak ister, çocuksu bir sevinç ve mutluluk yaşarsınız. Doğa ile baş başa olmak gerçekten huzur verir insana. Apartmanlar arasına sıkışmış olan yaşamımızda baharın gelmesi ile birlikte çevrede bulunan ağaçların çiçek açtıklarını gördüğümüzde kıpır kıpır bir şeyler hareket eder içimizde. Hani aşık olduğunda “karnımda kelebekler uçuşuyor” der ya bazı insanlar işte öyle.
Bazen de öyle anlar oluyor ki hayatımızda ne kuşlar, ne çiçekler, ne güneş hiç bir şey umurumuzda olmuyor. Çekilen dertler, yaşanılan üzüntüler ve acılar insanı sanki yok ediyor yaşamdan. Hatta bazen çevremizde duyduğumuz gülüşmelere, kahkahalara bile tahammül edemez oluyoruz. Nefretle dahi bakabiliyoruz o kahkaha atanlara.  “hayat ne güzel, kuşlar, böcekler…” diye söylenen sözlerle dalga bile geçiyoruz.  
Böyle sıkıntılı anlarda biraz olsun rahatlamanın yolu kendimizin farkına varmak olduğunu düşünüyorum.  “Her şeyin çaresi var, yeter ki sağlığımız yerinde olsun” diyebilmek.  İçinde bulunduğumuz durum yüzünden kendimize acımak ve başkalarını suçlamaktan vazgeçtiğimizde hayata tutunmak ve bir şeyler yapmak için çabalamaya başlıyoruz.
“Neden ben?” diye dövünmenin bize hiçbir faydası yok. Çünkü olan olmuştur artık.  Yaşadığımız zor durumda neler yapabiliriz, nasıl bir çözüm yolu bulabiliriz,  ona bakarsak yaratıcı olmaya başlarız ve bu da güç katar bize.
Zor anlarda şikâyet etmek en büyük zaman kaybı. Şikâyet etmek yerine üretime geçmek ve bulunduğumuz şartları kendi kendimize daha iyi nasıl geliştirebiliriz buna bakmak hem iş hayatında hem de özel hayatımızda olumlu sonuçlar verir bize. Tecrübe ile sabittir.
Bir de şairin* bu dizelerini hatırlamak bana her zaman iyi gelmiştir;
“Dostları özlemle kucaklamayı unutma
 Çocuk sevmeyi çiçek koklamayı unutma
 En zorlu anındayken bile kavganın
 Gökyüzüne bakmayı unutma

Servet Duygu CERİTOĞLU


*Ataol Behramoğlu




4 yorum:

  1. Harika! Çok iyi geldi bana, sağ ol Duygu. Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Gayecim, yazarken bana da çok iyi gelmişti :))

    YanıtlaSil
  3. Canim Duygucum benim de icimi acti yazin:) cok tesekkurler...

    YanıtlaSil
  4. Ben teşekkür ederim Işılcığım :)

    YanıtlaSil