MERHABA :)

PIRILTI, SEVDİĞİNİZİN GÖZÜNDE, GECE GÖKYÜZÜNDE, DOLUNAYDA DENİZ ÜZERİNDE, GÜNDÜZ GÜNEŞİN KOLLARINDA, RÜZGARLI BİR KOYDA ÇIRPINTILAR ARASINDA. GÖRMEK İSTEDİĞİNİZ HER YERDE...

İşte bu pırıltı bana hep yaşama sevinci vermiştir. Yaşama sevincimi sizlerle paylaşmak için "Pırıltı"yı oluşturmaya karar verdim. Keyif almanızı ve yaşama sevincinizin daim olmasını dilerim.
Sevgilerimle,

Duygu

"Dış güzellik iç güzelliğin görünen kısmıdır. Her insan gözlerindeki pırıltıda kendini belli eder..." Paulo Coelho

22 Aralık 2011 Perşembe

DEDEMİN İNSANLARI


Yaş ilerledikçe elinizden kayıp giden zaman olmuyor sadece; sevdiklerinizi ve değerlerinizi de yitirebiliyorsunuz.
Sevdiklerimizi ve zamanı geri getiremiyoruz belki bununla birlikte, yitirdiğimizi düşündüğümüz değerlerimizi canlandırmak,
hayatımıza geri kazandırmak bizim elimizde. Bizler bu değerleri yaşattıkça gelecek nesillerinde onlara sıkı sıkıya bağlı olacağına inanıyorum... İşte bütün bunları bana düşündüren  "Dedemin İnsanları" oldu. Uzun zamandan beri, izlediğim bir film beni bu kadar çok etkilememişti. Ülkemize bir armağan olan eşsiz yönetmen Çağan Irmak yitirdiğimiz tüm değerlerimizi bize hatırlattı ve onlar için çok ağladım. 
Bir arada yaşamak, komşuluk, hoşgörü, yardımseverlik, iyi niyetlilik, birbirine güven, insanlık...
Mehmet amcanın dükkanını kısa süreliğine bile olsa kapatmaması ve "eğer kapatırsam hem komşularıma hırsız gözü ile bakmış olurum,  hem de müşterilerimize karşı ayıp olur" açıklaması; farklı insanların bir arada yaşamasını bir "renghanek çiçek tarlasına" benzetmesi, kefenini hazırlamak isteyen teyzeden para almaması, bir ritüelle kefenini hazırlaması  ve ayrıca eteklik basma kumaş vererek "önce bunu giy,bu eskisin sonra ötekisine daha çok var" diyerek onu hayata bağlaması çok dokundu bana. İnsanlığımıza ne oldu, ne zaman kaybettik bunca insanlık değerimizi, hiç bilmiyorum. Bağ evine geldiklerinde kahkahalarla kilidi açıp içeriye yine kahkahalarla girmeleri ve " bütün yazımız böyle kahkahalarla geçsin" temennisi örnek alınası bir davranıştı.  Mehmet amcanın ısrarla denize attığı ve bir gün doğduğu topraklara bu şişelerden birinin varacağına olan inancı izlemeye değerdi. İnanacak bir şeyleriniz olduğunda, sonuna kadar buna inandığınızda, gerçekleşeceğini görmek mümkün; bu sadece filmlerde olmuyor. Filmler de yaşanmışlıklardan  ortaya çıkabiliyor, hepsi de hayal ürünü değil...  Sağol ÇAĞAN IRMAK, yaşanmışlıklarını bizimle paylaştığın ve kaybolan değerlerimizi bize hatırlattığın için. Sağol.


Duygu Ceritoglu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder