MERHABA :)

PIRILTI, SEVDİĞİNİZİN GÖZÜNDE, GECE GÖKYÜZÜNDE, DOLUNAYDA DENİZ ÜZERİNDE, GÜNDÜZ GÜNEŞİN KOLLARINDA, RÜZGARLI BİR KOYDA ÇIRPINTILAR ARASINDA. GÖRMEK İSTEDİĞİNİZ HER YERDE...

İşte bu pırıltı bana hep yaşama sevinci vermiştir. Yaşama sevincimi sizlerle paylaşmak için "Pırıltı"yı oluşturmaya karar verdim. Keyif almanızı ve yaşama sevincinizin daim olmasını dilerim.
Sevgilerimle,

Duygu

"Dış güzellik iç güzelliğin görünen kısmıdır. Her insan gözlerindeki pırıltıda kendini belli eder..." Paulo Coelho

20 Ekim 2012 Cumartesi

BİRİKENLER... DÖKÜLENLER...

İnsanlar plan yaparken tanrı gülermiş! 1 saniye sonra ne olacağımız belli değilken bu durumun olması normal sanırım. Hayat seni alır götürür. Sen yüreğinin götürdüğü yere gittiğini veya mantığın doğrultusunda hareket ettiğini sanırsın da nafile. Çevrende gördüğün-görmediğin olaylar, kişiler ve çeşitli etkenlerin farkına bile varamazsın. Kelebek etkisi... Hayat işte. Hayatının bir bölümünde bir şehirde, başka bölümünde farklı bir ülkede, bir de bakmışsın aklının ucuna gelmeyen bir yerde yaşıyorsun ve hiç düşünmediğin bir işi yapıyorsun. Hayatını yönlendirme gücünün elinde olduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun. Dünyada yaşayan 6 milyar insan olduğunu varsayar ve her insanın bir diğeri ile etkileşim halinin bizlere nasıl yansıdığını bilemezken bu güce sahip olmak kolay değil; doğal afetleri ve kendi çıkarlarını ön planda tutan politikacıların ürettiği savaşları hiç saymıyorum bile.
Yaşamak; her türlü sıkıntısı, zorluğu, acısına rağmen çok güzel. Bize hediye edilen hayatımızın her anının tadını çıkarmayı teklif ediyorum.Gerçek insan olmayı denemek, işimize dört elle sarılmak, doğru yapmaya çalışmak ve insanların ne yaptıkları ve dediklerini umursamamak; hayatı daha da bir kolaylaştırıyor ve zevkli hale getiriyor. Boşversene onu bunu, sen yaptığın işe bak. Çabalıyor musun, çalışıyor musun tamam! O yapmıyor mu yapmasın; sanane, sen işine baksana! Bu arada şikayet etmeyi de bırak, insanları kendinden uzaklaştırdığının ve onlara rahatsızlık verdiğinin farkına var artık. Şikayet etmeye harcadığın zaman içinde nasıl da üretken olabileceğini bir düşün, hatta dene. Artık kendini sevmeye başla, sen sevmezsen bir başkasının sevmesini nasıl beklersin. Kollarını yukarı kaldır, kaldır kaldır; yukarıda birşeye uzanıyormuş gibi, evet tamam. Şimdi burnundan derin bir nefes al, diyaframının yani karnının iyice şişmesini sağla. Eveeet, şimdi ağzından yavaş yavaş, çok yavaş nefesini ver. Üzerindeki gerginliğin, sıkıntının, yorgunluğun nasıl da verdiğin nefesinle birlikte gittiğini göreceksin. Bir daha dene tamamen rahatlayana kadar. Süper!
Çok sevdiğim bir söz; " En zor anındayken bile kavganın gökyüzüne bakmayı unutma!" Bu kavga başkası ile olan kavgan değil. Kendinle olan kavga!

Duygu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder